Piç Gibi

>> 12 Eylül 2011 Pazartesi

Zaten madara olduk aleme, daha da anlatsam ne çıkar ki! Battı balık yan gider demişler. Şu yazın başlarında bahsettiğim kız hani, vücudunda gram yağ ve göbek olmadığına kellem üzerine bahse girebileceğim bebek. Bu akşam yine, her daim olduğu gibi durakta gördüm onu. Yarı sıçan yarı insan, koca kafalı bir canlı olan ben, bir ara, gözümü karartıp iki kelime edecek oldum ama anında caydım. Atı alan Üsküdar'ı geçmiş cancağızım. Bu tiple, beş parasız halimle zaten namümkün olan bu yaz sonu akşamı egzoz kokulu ve hiçte potansiyel olmayan bir ilişki başlangıcı, evet ölü doğdu. Odama döndüm, yan dairelerden birinde kavga vardı, çarpan kapıları, küfürleri, koşuşturan birilerinin çıkardığı sesleri vs. dinledim durdum işte. Sonra ha işte blog evet. Yaz yaz dur, benim içine sıçtığım kaderim delirme lütfundan dahi uzak tutuyor beni. Bu yaz da böyle bitti. Korkak ve rezil bir orospu çocuğu olduğumdan dolayı intihar edemedim henüz ama elbet o son lif kopacak yakında. Artık ne aşka ne arkadaşlığa ihtiyacım var. Yaş otuz. Elime para geçti ve bir karton sigara aldım; kısa LM. Hem o kızla ben, ne tuhaf bir ikili olurduk gerçekten de. Tamam abilerim ablalarım. Herkes kendi derdine düşmüş, eyvallah. Yoktur bu adamcağızın artık ne arzusu ne şehveti. Ah işte bana gelince dallar kurudu. İnanın öyle. Neden burada yazıp durduğumu da bilmiyorum. Kimsenin umursadığı da yok zaten. İki üç yorum, o da ayda bir veya iki defa. Tamamen delilik aslında. Yok yok tamam, anlamı filan kalmadı evet ama hepsi bu da değil. Hasta, yaşlı bir anne, yaşlı bir baba. Zorlukla geçinilen bir yaşam. Bir de Gamze hanım var. İlk gençlik aşkımdır kendileri. Onu düşünmediğim bir saat yoktur hala. Ayın onbeş günü muntazaman rüyama girer. Evlenmiş diye duydum. Allah'a filan inansaydım Allah mutluluklar versin derdim ama ben inancın üzerine sifonu çekeli çok oluyor. Vay be, artık ne boka doğduysam ben, sanki varolma nedenim buymuş gibi, önce onu görmüştüm, o beni görmemişti.

Oysa yağmur tatlı tatlı yağarken ve genzimi yakan bir acı duyumsarken, ki bu sayın acı öz evladım gibidir, lan tamam işte ne uzattın deyip, baba yadigarı o silahı ağzıma dayayıp baaam yapsam ya! Yok yok yaparım elbet o değil sorun. Bak duraktaki kızdan, Gamze'ye, oradan yağmurlu bir kış günü intihara kadar geldim. Bu nahoş bir yaşam. Bir trajedinin içinde az buçuk bir komedi de vardır ki, kişi/ler delirmesinler. Ne yapacağım ki hem? Ben kadın olsam, benim benimle konuşmamı yasaklayan bir belge edinirdim. Ne kadar çirkinim ben yahu ! Siz bakmayın o fotoğraflara, onlar zoraki, uğraşarak yakalanmış anlar. Esmer kara kuru tabir edilen familyadanım ve tatmin edilmemiş ve asla da edilemeyecek duygularım, arzularımla dört duvar arasında eriyip gidiyorum. Bu yaz arasıra da olsa dışarı çıktım. Fotoğraflar bile çektim ama hepsi bu kadar. Birde şu yaşadığım bina biraz sessiz huzurlu bir yer olsaydı! Ah Fatih ah! Ah zavallı ah! İtinayla rezil edeceğim kendimi burada artık. Evden dışarı da çıkmamaya kararlıyım. En fazla fırına ekmek almaya. Çıksam ne olacak ki! Millet bir biçimde kurmuş düzenini. Bir ben kalmışım böyle piç gibi.

0 yorum:

Yorum Gönder