Kriz
>> 4 Eylül 2011 Pazar
Param olsaydı, yani beni uzaklara götürecek kadar param, son kuruşuna kadar harcardım hepsini. Kimsenin beni dışlamadığı, reddetmediği, faturayı ödeyemediğim için elektriğimin kesilmediği bir yere giderdim. Fakat bu ham ve aptalca düşler gerçek hayatın duvarına tosluyor sürekli. Gerçek dünyada iyi ve güzel birşey yok. Gerçek hayatta gerçekler var. Ağır bir depresyon içindeyim. Saat başı tekrarlayan anksiyete krizlerim var. Krizden kastım, ne yapacağını bilememe hali, sıkıntı içinde konuşup durma, odanın içinde ileri geri turlayış ve nadiren de gece saat kaç olursa olsun dışarı çıkmaktır. Tamamen çaresiz bir haldeyim. Bir haftadır kesikti elektrik. Zor bela açtırdım. Bir hafta açık kalacak ve eğer ödemezsem -faiziyle yani gecikme ücretiyle-ödeyene kadar elektriksiz kalacağım. Bu arada sahi ben intihar edecektim değil mi? ''31 Ağustos tarihinden sonra ölü olacağım...'' diye yazmıştım. 31 Ağustos tarihinden sonra...Ölmem veya yaşamam kimin, ne kadar umurundadır bilmiyorum ama artık araftayım. Peki elimde ne var? Tutunduğum herhangi birşey var mı? Mesela üç gün sonra ne olacak? Üç ay sonra? Bir babam olsaydı oturup konuşurdum bu konuları ama bir babam yok. Fiziken var elbette ama manevi açıdan tamamen değersiziz birbirimiz için.
Neyse. Bunların önemi yok artık. Bundan sonrası çürüyüş, bundan sonrası intihar. Bir süre daha boş boş, kimsenin umurunda olmayan şeyler yazıp duracağım işte; hepsi bu.
1 yorum:
Tutarlı olmak zorunda olmadığımızı düşünüyorum. Ölmeyi isterken, çılgınca bir hayat da sürebilir insan.
Yorum Gönder