Kelime

>> 8 Eylül 2011 Perşembe


Uzun zaman boyunca kördüm ama en azından gözlerim vardı ve birgün görme ihtimalim de. Çok uzatacak ve bu azabı kelimelere boğup, kenarlarına da kelimelerden danteller ekleyecek değilim. Çok, görmem gerekenden çok şey gördüm ve duydum. Bunların bazılarının bana katkıları oldu ama daha çok zarar verdiler. Yine uzun zaman önce, bu yüzden belki, aklımı kaçırdım. Bu gibi durumların sonunda bazı şeyler elde ettim; yazma arzusu gibi. Başlarda ağır aksak ilerleyen ve umut veren bir istekti bu ama nihayet liflerine ayrılmaya başlıyor işte, tutunduğum bu ip. Gördüm ki, kabül, aptallığımdan dolayı epey geç gördüm, tıpkı Ezop gibi, eğer kendinde gördüğün ve başkalarının da gördüğü ve hatta belki de onlar gördüğü için senin daha çok görmeye ve rahatsız olmaya başladığın eksikliklerini gizlemek, dikkatleri başka yönlere çekmek için kelimelere, yazmaya sığınmak, yavaşça hapsediyor, sıkıştırıyor ve tatlı sözlerle darağacına çekiyor seni. Henüz o noktada değilim ancak o yoldayım. İçimde tedavi edilememiş bir hastalığın dikişleri açılıyor sanki ve durmadan genzimde bıraktığı kan kokusuyla, ağzımdan süzülüp duruyor o sıvı. Yaşam koşullarım, yaşadığım yer ve maddi imkanlarım beni onarmaya, kendime tahammül edebilir bir hale getirmeye yetmiyor ve eğer zihnimde bir tür ecza dolabı varsa bile, ona ulaşamıyorum. Bazen bir orman ve derme çatma bir kulübenin bana bahşedilmiş bir cennet olabileceğini düşlüyorum. Gözlerimi kapatıyor ve kendimi bu ormanda ve küçük, huzurlu kulübemde, dış dünyadan tamamen izole bir biçimde yaşarken düşlüyorum. Sonra elbette gözler açılıyor ve tüm gerçeklik çullanıyor üzerime. Bir oda dolusu huzursuzluk ve endişe beni karşılıyor. Yazıp duruyorum ama artık içimden gelmiyor. Bu, kendini nadasa bırakmak gibi birşey değil. Ben yazmayı bir hobi olarak görmedim hiç. Yazmak beni varediyordu, nefes alan bir canlıdan, gerçekten yaşayan bir varlığa çeviriyordu ama şimdi bu işe yaramıyor. İçime çimento boşaltmışlar gibi, kaskatıyım.

Kelimelere sığınıyorum. Kitaplardaki kelimelere. Kitapları, en kadim okunma nedenlerine dönerek okuyorum; bir kelime bulmak, bir cümlenin altını çizmek, işte bu beni anlatıyor diyen bir paragraf bulmak için. Ama çoğunlukla tamamen içinde bulunduğım halle alakasız konulardan bahsediyorlar. Sanki herkes, kendi çarmıha gerilme sürecini yazıyor ve en şanssızlar da bu çarmıhtan kurtulanlar oluyor. Ölmüyorlar ama yaşamıyorlar da. Bu da zulmüm ta kendisi oluyor; ölmemek ama yaşamamakta. Kendimi bir saatliğine bile olsa, ait olduğum bir yerde duyumsamak istiyor oluşum aşırı bir lüks müdür bilmiyorum ama şimdiye değin bu hiç olmadı. Bir şaşkınlık hali içindeyim. Doğmuş olmanın şaşkınlığı sanki. Ama o kadar da nihilist değilim. Bana bir orman ve bir kulübe yeter. İçimden yazmak gelmiyor. Gitmek istiyorum. Tek başıma, bir ormana. Kayboldum ve fiziken de yitmek istiyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder