...isimden insan öldürme...

>> 6 Eylül 2011 Salı


Ve rayların dizlerini okşamaktan usanmış lokomotif tekerleri
Gelip sevgiyle boynumu okşayacak./Önsöz/Mayakovski

-------------------------------------------------------------------------------------

32 Eylül 1987 sabahı, kar hiç olmadığı kadar beyazdı ve yalnızca kendi kollarını doğrayan adamın damarlarından fışkıran kan bir parça seçilebiliyordu bu ak örtünün üzerinde. Küçük, beş veya altı yaşlarında bir kız çocuğu, adamın bacaklarına sarılmış ağlıyordu. Adam oralı değildi ve yalnızca göğe bakıyor ve gülümsüyordu. Kaybettiği kanlardan dolayı yere düştü sonra. Yüzü kara gömüldü ve zorlukla nefes almaya başladı. Nefes alış verişleri garip bir biçimde oradakilerin -belki daha uzaklarda olanlarında- kulaklarında yankılanıyordu.

-------------------------------------------------------------------------------------

Ölüm Kasabası'na gelen herkes ölüyordu ve bu yüzden kasaba bomboştu. Bir bakıma dünya gibiydi.

-------------------------------------------------------------------------------------

Hafif bir tıkırtı, bir eşyanın duvara, yere veya başka bir eşyaya çarptığında çıkardığı o ses, çarpan kapılar, çekilen sifonlar, gülüşmeler, korna sesleri, köpeklerin havlamaları, çocukların sesleri, kuşların sesleri vs.kısaca bu gezegenin kulaklarıma sunduğu her ses, yalnızca odun atıyor cehennemime. Kulaklarım o kadar hassas bir haldeler ki, onlara bazı sesleri duymamalarını söylememe rağmen, her seferinde en düşük frekanslı sesleri bile, sanki birer hazineymiş gibi getirip kulaklarımın içine tıkıyorlar.

-------------------------------------------------------------------------------------

Bir zamanlar, ben henüz bir insanken, şarkılar ezberler ve herkese söylerdim onları. Küçük bir çocuktum. Mahallenin çocukları, büyükleri etrafıma toplanır bana şarkı söyletirlerdi. Bazen bir el arabasına bindirip bana bir müzik seti muamelesi yaptıkları da olurdu. Bana dönemin -seksenlerin- pop ve arabesk şarkılarını söyletirlerdi. Sonra çok farklı şeyler yapmaya başladılar...

-------------------------------------------------------------------------------------

Ruhumun, tıpkı Enkidu'nun peşindeki Gılgamış gibi, göğe alındığını hissettim. Bana, şimdi o kadar da karanlık gelmeyen 'karanlık sırları'ı öğrettiler. Mesela 'isimden insan öldürme' gibi. Bu yönteme göre, bir kişinin görüntüsünü zihninizde canlandırıp, adını altı defa tekrarladıktan sonra...yapıp, bir gün boyunca oruç tutuyordunuz. Ertesi gün o kişinin ölüm haberi ulaşıyordu size.

-------------------------------------------------------------------------------------

Hiçbir şeye saygım yok

0 yorum:

Yorum Gönder