Deri

>> 29 Eylül 2011 Perşembe


Uyandığımda güneş çoktan batmıştı. Soğuk, gri bir hücrede kalıyordum. Allah'a küfrettiğim için hapsedilmiştim. Gökyüzünde yaşayan ve adı Allah olan bir adam vardı ve ben ona küfretmiştim. Düzenli olarak gardiyanların tecavüzüne uğruyor ve dışkı yemek için zorlanıyordum. Derimin altından böcekler çıkıyor, sıyrılmış deriyi yiyor ve duvarda kayboluyorlardı. Buna, bana verdikleri bir ilacın neden olduğuna emindim. Ama bana verdikleri ilaç halüsinasyon görmeme neden olmuyordu, demek istediğim bu değil, gerçekten de derimin altından böcekler çıkıyordu.

---------------------------------------------------------------------------------------

Erkeklerin ne tür kadınlardan hoşlandıklarıyla ilgilenmiyorum. Zeki veya seksi kadın, benim için hepsi bir. Bir çukurun içinde, dağılmış kemik yığınlarına döneceğim için, kimin akıllı, kimin aptal, kimin seksi, kimin çirkin olduğu beni zerrece ilgilendirmiyor. Mutlak gerçek ölümdür. Ölüm bilgisine erişen kişinin sıfatlarla, benlik ve onun oyunlarıyla işi kalmaz. Henüz ölüm bilgisinin şırıngası yeni değdi kollarıma. Zamanla tüm vücuduma dağılacak.

-------------------------------------------------------------------------------------

Senin de çok iyi bildiğin gibi, aşkın ve şehvetin zararı yoktur. Sadece o gri şehirde çalıp duran sirenlerin ve bina yıkıntılarının arasında hayata tutunmayı başarmış minik bir çiçek sana yol gösterebilir. Aşk ve şehvet ölümlüdür. Onu deneyimleyen kişi ölümlüdür ne de olsa.

-------------------------------------------------------------------------------------

Soyut bir dil kullanarak acının etrafından dolanıyorum. Bu, herşeyin odağında kederin ve yalnızlığın olmasından ve bunun asla tam olarak anlatılamayacak olmasından kaynaklanıyor. Belki anlatmayı denersem, bir parça da olsa yaklaşabilirim anlatabilmeye. Ama bunu neden yapmalı ki! Kim veya ne için yapmalı bunu? Ben, derisinin altında saklanan adamım. Bazen derimin içinden çıkıp bazı şeyler anlatıyorum o kadar.

-------------------------------------------------------------------------------------

Özlemeyi bırak, ihtiyaç duymakla mantığa dayalı bir ilişkin olsun, balkondaki çiçekleri suladığın gibi onlarla konuş da aynı zamanda, herkese selam vermek zorunda değilsin, toplum bir kafese dönüşür bazen, ilişkiler seni hapseder, seni her biçimde anlayabilecek kişilerle ilişki kurmaya çalış. En azından çiçeklerle konuşmak zor değil, dene bunu.

2 yorum:

Hich Pazar, 02 Ekim, 2011  

anlatabildiğinde artık yalnız değilsindir ki..

Yorum Gönder