Çirkinleme
>> 17 Eylül 2011 Cumartesi
(1)
Kara bir kefenim ben, bir bebeğe sarılmış. Yalan yok, öldüm. Her daim, sıcakta ve soğukta cansızım. Sığınacak bir inancım da yok. Bir bitmeyen öyküye karakter eylemişler beni. Ölgün, soluk bir karakter bu. Ne yürüyebiliyor ne sürünebiliyor, ne konuşabiliyor ne dinleyebiliyor. Zalim bir kalemden doğmuş bir insan. Bazen kımıldamaya çalışıyor ama beceremiyor. Bir kelime bataklığında boğulmuşum. Anlatılanlar hep gerçeği yansıttı. Yalnızca gerçeği söyleme konusunda ustayım. Kısmen doğmuş ve hastalıklıyım. Bedenimin yarısı başka bedenlere gömülü. Kara bir ormanda yürüyorum ve elimde bir ip var. Ölememenin ve yaşayamanın azabı. Hareket edemiyorum ve nadiren etsem de yaralanıyorum.
(2)
Sessizce göğsümü yumrukluyorum. Kağıtlara ve duvarlara ağıtlar yazıyorum. Yaşamla kanlı bıçaklı olan ben, yorgun bile değilim. Leyla benim olsa da, ben başka biriyim şimdi. Elimi uzattığımda sana dokunsam da, varlığın ve yokluğun bir benim için. Kendimi sende varetmeye çalıştım çünkü ama sen yoktun. Şimdi olsan da, olmamandan dolayı kendimi varetmek için geliştirdiğim, uydurduğum, tasarladığım şeylerden vazgeçemem. Mutluluk geç geldiğinde, azabın şarabı olur. Düşmez kalkmaz bir Allah'tır denirdi ben çocukken. Doğrudur, ben düştüm, ben insanım, ben sensiz bir insandım, ben sensiz bir insanım hala, ama gelme, beni yeniden doğuramazsın.
(3)
Ne güzelsin o giysilerin içinde. Bak, ne kadar da abartmışım bunu, oysa gerçek ne sandığın kadar kötü ve ne de umduğun ölçüde güzeldir. Bunu biliyorum, bunu yaşadım. Hem seninle içimdeki yaraları anlatmaktan başka birşey de konuşamam. Ama bu bile bir kuruntu. Sana ulaşmışım ilüzyonu bu. Ama dünya başıma yıkılıyor. Acınacak haldeyim. Yarım yakılmış, yarım söndürülmüş, dibinden dumanlar tüten bir ağacım ben. Dün gece, oturdum ve konuştum, pencere kenarında, karşımdaki duvara bakarak konuştum, sesim silindi yavaşça. Peki sonra ne olacak? Mutlu olup herşeyi unutacak mıyım sanıyorsun? Neşeyle güleceğimi mi düşünüyorsun? Seninle sevişsek bile, tatmin olacağımı mı umuyorsun? Bir kadının kaldıramayacağı kadar ağırdır bir erkek bazen.
(4)
Allah'a dua et diyorlar! Allah-eğer varlığına bir dakika için inanacak olursam- benim için bir çilehane yaratmış. Varın siz şükredin, ben şükredecek birşey bulamıyorum. Kaldı ki ederini canınla ödeyeceğin bir ekmek yiyeceksin! Umutsuzluğun yurdundayım. Burada tatlı sözler yok. Umut yok. Ben başka bir boyutttayım şimdi.
2 yorum:
bilmem ne dersin... http://gridergi.8k.com/yazarlar/belma5.htm
Okudum, teşekkür ederim paylaştığın için. Gerçekten ilginç bir yazı. Bipolar bozukluğun böyle etkileri olduğunu bilmiyordum.
Yorum Gönder