Yeni Bir Başlangıç
>> 26 Ağustos 2011 Cuma
Benim için, o bir lanetli, diyorlardı. Evim çamurlu sokakların içindeydi ve giysilerim hep çamurdu. Devletten aldığım küçük bir miktar maddi destekle yaşıyordum; tabi buna yaşamak denirse. Yeterli beslenemediğim için, dişlerim dökülüyordu ve sürekli öksürüyordum. Sonra devlet, belirlenen zaman da iş bulamadığım için para kaynağını, o damlayan musluğu kapattı. Ev demeye bin şahidin bile yetmeyeceği, çatısı akan, içinde farelerin korkusuzca dolaşıp, olmayan yemekleri aradığı ama bir biçimde beni şimdiye kadar korumayı başarmış olan o kulübeyi bile kaybetmek üzereydim. Ümitsizlik içinde sokaklarda yürüdüğüm bir akşam, biri, on yedi yaşlarında bir oğlan çocuğu boğazıma bir bıçak dayadı ve olmayan paramı istedi. Ellerimi cebime soktum ve sonra ona uzattım, şaşkınlık içinde bana bakarken suratının ortasına kafa attım, yere düştü, elinden bıçağı aldım ve ceplerini yokladım; birkaç kuruş vardı, hepsini aldım. Bıçak gayet güzel görünüyordu. Üzerinde Çince yazılar vardı, bıçağı çocuğa doğru sallayarak Bruce Lee taklidi bile yaptım gülerek. Onu belime soktum, çocuğun üzerine tükürdüm ve yürümeye devam ettim. İki sokak ilerideki zengin semtlerinden birine gittim, evlerin arasındaki ağaçlardan birinin tepesine çıktım ve havanın kararmasını bekledim. Sırf beklediğim için birtürlü kararmayan hava nihayet solgunlaşmaya başladığında neredeyse vazgeçecektim. Neyden mi? Hırsızlıktan elbette. Ama guruldayan midem devam et diyordu ve ben de devam ettim. Ağaçtan indim, sessiz bir sokaktı burası. Zenginler, yani elitler genelde sessiz ve kibar olurlardı. Karnı doyan, uykusunu alan ve ısınan herkes gibi elbette. Bu da en azından bu sefer için işime geliyordu. Gözüme kestirdiğim bir evin kapısını çaldım. Kapıyı onbeş yaşlarında bir kız açtı ve korku içinde bana bakmaya başladı. Üstüm başım kan içindeydi. Genç güvenlik görevlisinin boğazını kesmiştim. Bana adımı sormuştu, dedim ki, benim adım Raskolnikov ve bana karşılık olarak, o aptal aksanıyla buyur, Raskol ney? diyebildi sadece.
Kızın kollarını tuttum ve arkadan büktüm, bıçakta boğazındaydı. Nirden beliren ve annesi olduğunu anladığım kadın çığlık attı, bundan cesaret alan kız kurtulmaya çalıştı, tam kaçacakken sırtına sapladım bıçağı, yere kapaklandı, sürünerek annesine doğru ilerlemeye başladı. Sonra bir kurşunun sol kulağımın hemen yanından hızla geçtiğini duydum, panikle masadaki bir vazoyu silah sesinin geldiği yere doğru fırlattım ve kendimi yere attım. Bana ateş eden adamın ayaklarını görüyordum, hızla doğruldum, korku ve dehşet içinde kalmış adamın üzerine atılıp yere devirdim. O kadar korkmuştu ki silahı kullanamıyordu. Neredeyse kendisi verdi bana silahı. Kadını ve kızını hemen öldürdüm. Adamın herşeyi görmesini istiyordum ve gördü de. Sonra silahı adamın ağzına dayadım ve tetiği çektim. Evin içini dolaşmaya başladım. Aptallık edip adamı hemen öldürdüğüme hayıflandım. Evin biryerlerinde epey değerli mücevher ve para olmalıydı ama bulamıyordum. Adamın ceplerini yokladım. Beş kuruş yoktu. Kadının boğazındaki kolyeyi aldım. Parmağındaki yüzük çok pahalı birşeye benziyordu ama çıkaramadım. Parmağı kesmek epey uğraştırdı. Birden çişimin geldiği hissettim ve evin içine işemeye başladım. Çişim bitince önce kadının ölüsüne, ardından kızınkine tecavüz ettim. Mutfağa girdim ardından. Dolap ağzına kadar doluydu, bir güzel tıkındım ve bulduğum bütün yiyecekleri poşetlere doldurmaya başladım. Ama nedense hiç et yoktu dolapta. Şu zenginler ne aptal insanlardı, kesin vejeteryandı bu beyinsizler diye düşündüm. Evin içinde biraz daha dolandım, kadının ve kızın iç çamaşırlarını da tıktım poşete. Bunlarla mastürbasyon yapacaktım. Mutfakta bulduğum bir çakmakla perdelerden birini tutuşturdum sonra ve arka kapıdan çıkıp gittim. O gece , itfaiye araçlarının sesi arasında, kadının parmağındaki yüzüğü, parmağı çekiçle ezerek çıkarmayı başardım ve ertesi gün kolye ve yüzüğü iki ayrı kuyumcuya sattım, fena para değildi elime geçen. Aynı gün bir ihtarname buldum kapımın önünde. Daha önce de geçmişti bu belgelerden elime ama umursamamıştım. Mahalledeki bütün evlerin, elbette benimki de dahil olmak üzere, yıkılacaklarının resmi uyarısıydı bu. Ertesi sabah geldiler. Hiç direnmedim ve hatta yardım bile ettim.
Ev tamamen yerle bir olmuştu. Elimde, içi yiyecek ve kadın iç çamaşırı dolu iki poşetle ve cebimde küçük bir miktar parayla tepeden aşağı doğru yürümeye başladım. Artık bu mahalleyle bir işim kalmamıştı. Şansımı başka yerlerde deneyecektim. Yeni bir başlangıç ve temiz, güzel bir sayfa açmak için, içimde tatlı bir huzur ve ayaklarımı yerden kesen bir heyecan vardı. Bu hisle gülümsedim, neşeyle tükürdüm, biran durdum, poşetlerin içindeki çikolatalardan birini aldım ve oracıkta hızla yedim. Aldığım enerjiyle artık daha hızlı yürüyordum.
2 yorum:
raskolnikov tecavüz etmezdi..
bu benim Raskolnikovum, daha beterlerini de yapacak.
Yorum Gönder